Evde Zaman Nasıl Geçer?



Olmayacak bir şey değil canım anneler, yeni yollar keşfedelim evet kolay değil ama deneyelim. Hatta berber keşfedelim! Çocuğu ekrana maruz bırakmak yerine yeni yollar keşfedelim ne dersiniz?

Çocuğuma ne oyuncak alayım?

Evde zaman geçmiyor…

Nasıl oyalamam lazım?

Hangi oyunları oynamalıyız?

Gibi birçok soru oluşuyor aslında kafamızda. Bu nedenle kendi yöntemimi paylaşmak istiyorum. En azından bir fikir olacaktır. Evde olduğum zamanlarda sabah 6’dan akşam 9’a kadar 15 saatlik yoğun bir mesaimiz var. Öğlen de ortalama 2 saat uyuduğunu varsayarsak, toplamda 2 saat mutlaka kitap okuma, hikaye anlatma-uydurma, müzik dinleme, resim yapma zamanlarımız, 2 saat de oyuncaklarla oynama, sabah-akşam park, buna da toplam 3 saat desek geriye kalan 6 saat nasıl geçecek?

Çocuk için her şey oyundur, her şey oyuncaktır! Evdeki tencereden tutun da boş pet şişeye kadar... Kızımla oyuncaklarla oynadığımız süre gün içerisinde toplasanız 2 saati geçmez. Evde işlerim varsa ki mutlaka oluyor (iş bitmez) onun da katılmasını sağlayarak hem işlerimi hallediyorum, hem vakit geçiriyoruz, hem de oyun oynamış oluyoruz!

Örnek vermek gerekirse çamaşırları makinaya doldurmasına izin veriyorum hem oyun haline getirerek hem de eğlenerek. Çamaşırları asarken sepetten çıkarıp bana veriyor bende asıyorum. Bazen bu işleri müzik eşliğinde oynayarak yapıyoruz. Evet belki kendi kendime kısa sürede bitireceğim işler uzuyor da uzuyor ama bu sayede vakit geçiriyoruz, eğleniyoruz, oyalanıyoruz, sorumluluk almayı öğreniyor, bir şeyler başardığını hissederek mutlu oluyor (işte böyleee, afferimm, çok güzel vb. teşvik edici cümleler kurmaya özen gösteriyorum), hayatı keşfediyor ve oyun oynamış oluyor. Çocukları ev işlerine dahil etmek gelişimlerine büyük katkı sağlıyor. Tek dikkat edilmesi gereken yaşına uygun ve yapabileceği şeyler olması. Yaşına uygun ve yapabileceği küçük şeyleri oyuna çevirerek hem gelişimine katkı sağlamış, hem başarmasına izin vermiş, hem sorumluluk almasını sağlamış, hem onunla vakit geçirmiş, hem de ekrandan uzak tutmuş oluyorum. Ekran yok ama müzik her daim var bizde.

Çocuk için her şey oyuncaktır, hayat oyundur, hayatı oyunla keşfeder, oyunla öğrenir. Yani pahalı oyuncaklar almanıza gerek yok. Kendi adıma söylemeliyim ki, iki kere oynadıktan sonra bir daha da yüzüne bakmıyor.

Ne demiş Eflatun; "Çocuk oyunla büyümelidir". Ne kadar da önemli bir cümle değil mi?

Peki bir çocuk için oyun nedir?

• Yetişkin hayatına hazırlıktır,

• Dünyayı keşfetme yöntemidir,

• En etkili öğrenme şeklidir,

• Yetişkin yaşamında gerekli olan becerileri kazanma yoludur,

• Kendini ifade edebilme biçimidir,

• En etkili iletişim aracıdır,

• Çocuğun yaşadığı ortamın dışavurumudur,

• Fiziksel, bilişsel, duygusal, sosyal ve dil gelişiminin temelidir...

Oyun çocuğun dünyayı algılama şeklidir. Hayal ile gerçek dünya arasında kurdukları bir köprüdür. Oyun çocukların hayatıdır. Sağlıklı büyüyüp gelişebilmesi için nasıl iyi beslenmesi, su içmesi ve öz bakımının sağlanması gerekiyorsa oyun oynaması da gerekir. Oyun sayesinde hayatı keşfeder ve anlamlandırır. Örnek olarak siz nasıl mutfakta mutfak araç gereçleriyle yemek yapıyorsanız, çocuk da evcilik oynarken oyuncak mutfak malzemeleriyle yemek yaparak kendi içinde bunu anlamlandırır. Yani çevresindeki olup biten bütün olaylar oyun sayesinde bir anlam kazanır. Aynı zamanda çocuğun fiziksel ve ruhsal gelişimini de desteklemektedir. Özetle çocuk oyunla büyür, gelişir ve öğrenir. Hayata oyun sayesinde hazırlanır.

Oyun oynarken sıkılabiliyoruz tabii ki bazen ama normal, panik olmanıza da gerek yok. Çünkü;

“Eyvah şimdi ne yapacağız?”

Dediğimiz zaman işleri kendimiz için zorlaştırıyoruz. Çocukla o anda kalamıyoruz. Aklımız hep bir sonraki yapacağımız işte oluyor ya da daha gün başlamadan “Eyvah televizyon da açamayacağım” peki gün nasıl geçecek paniği daha gün başlamadan bedenimizi sarıyor. Böylece zaten gergin başlayan gün “Bir an önce akşam olsa…” düşüncesiyle hiç geçmiyor.

Bu noktada anda kalmak çok önemli. Çünkü şu anda hiçbir zaman sorun yoktur zaten. Ya geleceği ya da geçmişi düşündüğümüzde sorun yaşamaya başlarız. Çünkü ne geçmişe ne de geleceğe zaten hiçbir etkimiz yoktur olamaz.

Hadi 10 dakika öncesinin nefesini alın!

Şimdi de 10 dakika sonrasının nefesini alın!

Alabildiniz mi? Hayır…

Çünkü bulunduğumuz anın nefesini alır, bulunduğumuz anı yaşayabiliriz ancak.

En basit örnek; çocukla oyun oynarken sürekli saate baktığınızda kendinizi gerçekten oyuna verebiliyor musunuz?

Mümkün değil…

Anda kalmak demek beş duyu organıyla o anda olmak demek aslında. Çünkü 5 duyu organını kullandığımızda beyin ne geçmişe ne de geleceğe ışınlanabilir. Hemen kendini o bulunduğu anı algılamak için düzenler.

Çocukla oyun oynama örneğinden gidecek olursak;

- Oyun oynarken bakın çocuğunuzun yaptıklarına, görün onu,

- Dokunduğunuz oyuncakları hissedin, bakın nasıl bir dokusu var,

- Duyun, çocuğun sesini ya da oyuncakların çıkardığı sesi duyun,

- Şöyle derin bir nefes alın, nasıl kokuyor?

- Su içerken bile tadını ala ala için, farkındalıkla…

Kısacası yaşayın canım anneler yaşayın… Bulunduğunuz anı, çocukla geçirdiğiniz anı, kendinizle olan anları yaşayın. Bir daha gelmeyecek bu zamanlar unutmayın.

“Zaman nasıl geçecek?”

Sorusuyla boğuşmaktansa yaşayın canım anneler hem kendiniz hem de çocuk için…

Anı yaşadığınız da kendiniz için de yaşamış oluyorsunuz.

Kendime nasıl zaman ayıracağım?

Kendime hiç zaman ayıramıyorum?

Kaygısıyla boğuşmak da başlı başına bir rahatsızlık hissi zaten. Aslında her alanda kalabalıklar içinde bile yaşadığınızı, o anda olduğunuzu hissederek geçirirseniz zamanı zaten ruhsal bir doyum almış olacağınız için kendiniz için yaşamış olacaksınız.

“Çocuktan, işten güçten hiçbir şeye vakit ayıramıyorum” düşüncesiyle zaten zamanı da yaşamı da kaçırmış oluyoruz ve kendimize ayırdığımız vakitte dahi orada olmadığımız için huzuru yakalayamayabiliyoruz. Çocukla da olsa zaman bizim zaten kimsenin elimizden aldığı da yok. Nasıl yaşamamız gerektiğini biz seçiyoruz. Yaşayın canım anneler yaşayın…

5 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Kızıma Not!